TIPKI KUYRUĞUNU YAKALAMAYA ÇALIŞAN BİR KÖPEK GİBİ (DENEME)

Arap Baharı, Ortadoğu’nun neredeyse bütün ülkelerini devrimlere ya da iç savaşlara sürüklemişken 2000’ler Türkiye’si Kürt meselesiyle boğuşmaya devam ediyor.

Ve neo-liberalizmin zaferi karşısında, sınıf savaşımı eski haşmetini kaybetti derken grevler olur; siber eşkıyalar, twitter üzerinden devlet kurumlarını tehdit edip birbirleriyle hesaplaşırlar.

Bu ülkede, yine de, siyaset anlayışı alabildiğine gelenekseldir; siyaset, Osmanlı’dan bu yana, idamların icra edildiği meydanın adıdır.

Siyasetin kırmızı çizgilerinde, yani devletin şiddet tekelinin meşruluğunun tartışmalı olduğu yasak bölgelerde, yasayı korumak ya da yeniden yapmak için şiddetler birbirleriyle kapışırlar.

Silah, bir insan öldürme aracıdır; Arapça karşılığı kader (dawla) olan devlet, silahı, yani insan öldürme hakkını kendi tekeline alarak yasayı yaratır.

Olağanüstü durum, yasanın ortadan kalktığı andır. Yasa delinmiştir, yeniden işlemesi için yasanın arkasında saklanan şiddet tekrar sahneye çıkar.

Olağanüstü olan sıradanlaşır. Türkiye’nin 90 yıllık tarihinin yarısı, resmi olarak olağanüstü halden oluşur.

Kaderin mucizeyle bozulduğu bu aşkın anlarda, şiddet yasayı yeniden yaratır ya da yerini baksa bir şiddet ve onun yasasına bırakır.

Arapça anlamı mülk olan iktidar (sulta) yeniden kurulur.

Olağan ise siyasallaşır. Devletin şiddet tekeli, aslında her gün “adi” şiddet tarafından ihlal edilir.

Bu adi şiddet, dağların efendileri olarak efsaneleşen şakilerin ellerinde kültleşir.

Kürt göçebeleri göçerler, bazıları Köroğlu gibi efsaneleşecek bireysel bir eşkıyalığı 1980’lere kadar yaşarlar.

Topraklarının harcı, acıdır. Başka türlü neden sonsuz iyi olan Yezidilerin tanrısı Xodê, yeryüzü meselelerine ilgi duymaz?

Yeryüzü gerçek bir cehennemken aşkın bir cehenneme kimin ihtiyacı olur?

Kötü ortadan kalkar, şeytan yadsınır. Şeytan yoktur artık, tanrısının dışında kimseye tapmama uğruna, Adem’in önünde eğilmesi emrini reddeden gerçek tektanrıcı Tavusê Melek vardır sadece.

Bu toprakların harcı, en çok onun en eski sakinleri Yezidiler için acıdır. Yoksa onlar, şeytanın ilk insanı günaha düşürme mitini, yeryüzü cenneti miti ile beraber neden terk eder?

Basit bir hırsız, kaçakçı, yol kesen ve katil, bir efsaneye dönüşür. Eşkıyalar, Yezidiliği de barındıran Kürtlerin içlerinde yükselmekte olan “devlete karşı çıkma özlemini” yaşatırlar.

Kürtler devlete, Osmanlı’dan bu yana “Roma Reş” (“Kara Roma”) der.

Kendisine yönelen siyasal, örgütlü yasa dışı şiddeti devlet, “adi” şiddetle özdeşleştirir: İkisini de şakilik olarak tanımlar.

Eşkıyalık tarihten silinip giderken devletin düşman adlandırması, eşkıyalıktan teröriste geçer.

Öldürmeler olur. Tarih, ilerlemez. Yalnızca kendi etrafında delice döner, tıpkı kuyruğunu yakalamaya çalışan bir köpek gibi…

Michelangelo’nun “Son Yargı” adlı çalışmasından bir ayrıntı

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s